Değerli Meslektaşlarımız, Sevgili Dostlarımız,
İSTANBUL 2027
V. Dünya Nöralterapi Kongresi
XI. Uluslararası Türkiye Nöralterapi Kongresi
XXII. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu
10 Haziran 2027 | Prekongre Kursları
11–13 Haziran 2027 | Kongre & Sempozyum
11–13 Haziran 2027 tarihlerinde sizleri İstanbul'da, nöralterapi ve regülasyon tıbbının uluslararası bilimsel yolculuğunda önemli bir buluşmaya davet ediyoruz.
Bu yıl İstanbul'da üç köklü bilimsel etkinliği aynı çatı altında gerçekleştirmenin mutluluğunu ve sorumluluğunu taşıyoruz: V. Dünya Nöralterapi Kongresi, XI. Uluslararası Türkiye Nöralterapi Kongresi ve XXII. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu.
Bu birliktelik bizim için yalnızca üç ayrı organizasyonun ortak bir programda buluşması değildir. Farklı ülkelerde, farklı klinik koşullarda ve farklı bilimsel gelenekler içerisinde gelişen bilgi ve deneyimlerin aynı masa etrafında yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.
Nöralterapinin yaklaşık yüz yıllık geçmişine baktığımızda, bugün sahip olduğumuz birikimin tek bir kişinin, tek bir ülkenin veya tek bir ekolün eseri olmadığını görüyoruz. Hekim kuşaklarının klinik gözlemleri, bilimsel araştırmaları, zaman zaman birbirinden farklı görüşleri ve birbirlerine aktardıkları deneyimler bu gelişimin temelini oluşturdu.
Bugün bizim sorumluluğumuz, bu mirası yalnızca korumak değil, onu bilimsel yöntemlerle sorgulayarak daha ileriye taşımaktır.
İstanbul'da yalnızca bildiklerimizi konuşmak istemiyoruz. Henüz yeterince açıklayamadığımız fizyopatolojik süreçleri, klinik gözlemlerimizin sınırlarını ve gelecekte hangi soruların araştırılması gerektiğini de birlikte tartışmak istiyoruz.
10 Haziran 2027 – Prekongre: Klinik Deneyimden Uygulamaya
Ana kongremizden bir gün önce, 10 Haziran 2027 tarihinde, dünyanın farklı ülkelerinden kendi alanlarında önemli bilimsel birikime ve klinik deneyime sahip uzmanların öncülüğünde prekongre kurslarımızı gerçekleştireceğiz.
Gün boyunca eş zamanlı olarak düzenlenecek bu kurslarda, katılımcılarımızın farklı ilgi alanlarına ve klinik gereksinimlerine uygun eğitimlere katılabilmesini hedefliyoruz. Programımızı, teorik bilgiyi klinik muayene, uygulamalı eğitim ve olgu tartışmalarıyla bir araya getirerek sizlere zengin ve verimli bir öğrenme deneyimi sunacak şekilde hazırlıyoruz.
Bu kapsamda nörodejeneratif hastalıklarda yeni yaklaşımlar, fonksiyonel bozucu alanların tanınması ve tedaviye entegrasyonu, başta irritabl bağırsak sendromu (İBS) olmak üzere kronik bağırsak hastalıklarının değerlendirilmesi, prokain-baz infüzyonları ve nöralterapiyle ilişkili infüzyon uygulamaları ele alınacak önemli konular arasında yer alıyor.
Ayrıca kronik hastalıklarda nöralterapinin yerini yeniden değerlendireceğiz. Ağrı fizyolojisi, nörojenik inflamasyon, otonom sinir sistemi ve segmental ilişkiler üzerinde duracağız. Fasya ve kas sistemindeki hareket kısıtlılıklarının, diyaframın, torakal bölgenin, birinci kostanın ve sakroiliak eklemin fonksiyonel değerlendirilmesini manuel tıp ve nöralterapi perspektifinden tartışacağız.
Bunların yanı sıra farklı klinik disiplinlerden pek çok güncel konuya da yer vereceğiz.
Bu kursların hepimiz için özel bir yeri var. Çünkü hekimlikte bilgi yalnızca kitaplardan ve bilimsel yayınlardan edinilmiyor. Hastanın başında özenle yapılan muayeneler, yıllar içinde biriken klinik gözlemler ve meslektaşlarımızla paylaştığımız fikirler de mesleki gelişimimize değerli katkılar sağlıyor.
Ancak klinik deneyim tek başına bilimsel kanıt anlamına gelmez. Gözlemlerimizi araştırmalarla karşılaştırmak, kullandığımız yöntemlerin sınırlarını bilmek ve gerektiğinde kendi alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmek zorundayız.
Prekongre kurslarımızı işte bu anlayışla hazırlıyoruz. Bildiklerimizi paylaşmak, uygulamalarımızı sorgulamak, yeni beceriler kazanmak ve henüz yanıtını bulamadığımız sorular üzerinde birlikte düşünmek istiyoruz.
10 Haziran'daki bu eğitim gününün, 11–13 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceğimiz ana kongremize güçlü bir bilimsel başlangıç oluşturacağına inanıyoruz.
Üç Bilimsel Gelenek, Ortak Bir Gelecek
Dünya Nöralterapi Kongresi, farklı kıtalarda gelişen nöralterapi yaklaşımlarını uluslararası bir bilimsel platformda bir araya getiriyor. Avrupa'nın klinik ve nörofizyolojik birikimi, Latin Amerika'daki uzun yıllara dayanan uygulama deneyimleri, Kuzey Amerika'da gelişen bilimsel ilişkiler ve dünyanın diğer bölgelerinden gelen çalışmalar bu buluşmaya ayrı bir zenginlik katıyor.
XI. Uluslararası Türkiye Nöralterapi Kongresi ise ülkemizde yıllar içerisinde oluşan eğitim, klinik uygulama ve akademik araştırma birikimini uluslararası meslektaşlarımızla paylaşmamıza imkan sunuyor.
Türkiye'de nöralterapi yalnızca bir tedavi uygulaması olarak kalmadı. Hekim eğitimleri, üniversitelerle geliştirilen ilişkiler, doktora çalışmaları, klinik araştırmalar ve uluslararası iş birlikleriyle bilimsel olarak incelenen bir çalışma alanına dönüştü. Bu gelişimde farklı kuşaklardan ve disiplinlerden çok sayıda meslektaşımızın emeği bulunuyor.
XXII. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu da bu birlikteliğe tarihsel ve düşünsel bir derinlik katıyor.
Prof. Dr. Horst Ferdinand Herget'in tıp anlayışında önemli bir yere sahip olan fonksiyonel ilişkiler, regülasyon fizyolojisi ve hastayı bir bütün olarak değerlendirme yaklaşımı, bugün de üzerinde düşünmemiz gereken sorular içeriyor.
Herget'in bilimsel mirasını yaşatmanın en doğru yolunun, onun düşüncelerini yalnızca tekrarlamak değil, günümüzün fizyoloji, biyofizik, nörobilim ve klinik araştırmaları ışığında yeniden değerlendirmek olduğuna inanıyoruz.
Bu üç bilimsel geleneği İstanbul'da buluştururken geçmişin deneyimine saygı duyuyor, geleceğin araştırma sorularına da yer açıyoruz.
Regülasyon – Nöromodülasyon – Rejenerasyon
Kongremizin ana temasını oluşturan bu üç kavram, insan organizmasının işleyişini anlamak bakımından birbiriyle yakından ilişkili araştırma alanlarını temsil ediyor.
İnsan bedenini birbirinden bağımsız organların toplamı olarak değerlendiremeyiz. Sinir sistemi, bağışıklık sistemi, endokrin sistem, mikrosirkülasyon, ekstrasellüler matriks ve hücresel metabolizma sürekli bir etkileşim içerisindedir.
Özellikle kronik ağrı, fonksiyonel bozukluklar ve uzun süreli hastalık süreçlerinde bu ilişkilerin nasıl değiştiğini anlamak, günümüz tıbbının önemli araştırma konularından biridir.
Nöralterapinin bu karmaşık fizyolojik süreçlerde hangi mekanizmalar üzerinden etkili olabileceğini, lokal anesteziklerin farmakolojik özelliklerini, otonom sinir sistemiyle ilişkilerini ve klinik sonuçlarını bilimsel veriler ışığında değerlendirmek istiyoruz.
Bu nedenle kongremizde yalnızca nöralterapi uygulamalarına değil; modern ağrı fizyolojisine, nöroimmünolojik ilişkilere, inflamasyona, fasya ve bağ dokusu araştırmalarına, manuel tıbba, biyofiziğe, mikrosirkülasyona ve rejeneratif süreçlere de yer vereceğiz.
Bir başka önemli konu, fonksiyonel bozuklukların kronik hastalık süreçlerindeki olası rolüdür. Özellikle mekanik ve fonksiyonel hareket kısıtlılıklarının değişen afferent uyarılar, segmental yanıtlar ve otonom düzenleme süreçleriyle ilişkisi, üzerinde daha fazla araştırma yapılması gereken bir alandır.
Burada amacımız, klinik gözlemlerden hareketle kesin sonuçlara ulaşmak değildir. Tam tersine, bu gözlemlerden bilimsel olarak sınanabilir hipotezler geliştirmek ve bunları uygun araştırma yöntemleriyle değerlendirmektir.
Olumlu sonuçlar kadar, beklenen etkinin gösterilemediği çalışmaları da tartışabilmeliyiz. Çünkü bilimsel ilerleme yalnızca doğrulandığını düşündüğümüz görüşleri paylaşmakla değil, gerektiğinde onları değiştirebilmekle mümkündür.
İstanbul: Kıtaların ve Bilimsel Düşüncelerin Buluştuğu Şehir
İstanbul'un bu kongreye ev sahipliği yapmasının bizim için ayrı bir anlamı var.
Yüzyıllardır farklı kültürlerin, dillerin ve düşüncelerin buluştuğu bu şehirde, dünyanın farklı ülkelerinden gelen hekimleri aynı bilimsel ortamda bir araya getirmek istiyoruz.
İstanbul, Avrupa ile Asya arasında yalnızca coğrafi bir köprü değildir. Farklı geleneklerin birbirini tanıdığı, etkilediği ve zaman içerisinde yeni düşüncelerin doğmasına katkıda bulunduğu bir şehirdir.
Bilimin gelişimi de biraz böyledir. Farklı görüşler karşılaşır, sorular sorulur, tartışmalar yapılır ve bazen hiç beklenmeyen yeni araştırma alanları ortaya çıkar.
Bir kongrede başlayan mesleki tanışıklığın yıllar sonra ortak bir araştırmaya, bir doktora çalışmasına veya yeni bir eğitim programına dönüşebildiğini kendi deneyimlerimizden biliyoruz.
Bu nedenle kongremizin bilimsel programı kadar meslektaşlarımız arasında kurulacak dostlukları da önemsiyoruz.
Genç Hekimler ve Araştırmacılar İçin Bir Buluşma
Bu kongrede özellikle genç hekimlerimizin ve araştırmacılarımızın aktif olarak yer almasını istiyoruz.
Bir bilimsel alanın geleceği yalnızca deneyimli hekimlerin bilgi birikimine bağlı değildir. Yeni kuşakların soru sorma cesareti, eleştirel düşünme yeteneği ve araştırmaya duyduğu ilgi de en az bunun kadar önemlidir.
Genç meslektaşlarımızın çalışmalarını sunabilecekleri, deneyimli bilim insanlarıyla doğrudan tartışabilecekleri ve uluslararası araştırma gruplarıyla ilişkiler geliştirebilecekleri bir ortam oluşturmak istiyoruz.
Bizden sonra gelecek kuşaklara yalnızca belirli tedavi tekniklerini aktarmak yeterli değildir. Onlara klinik gözlemi nasıl değerlendireceklerini, bir hipotezi nasıl sınayacaklarını, bilimsel kanıtı nasıl yorumlayacaklarını ve hasta güvenliğini neden her şeyin önünde tutmaları gerektiğini de aktarmalıyız.
Nöralterapinin geleceğinin eğitimde kaliteye, bilimsel araştırmaya, etik sorumluluğa ve disiplinler arası iş birliğine bağlı olduğuna inanıyoruz.
Birlikte Öğrenmek, Birlikte Gelişmek
Bu kongrenin başarısını yalnızca katılımcı sayısıyla, sunulan bildirilerin çokluğuyla veya programın yoğunluğuyla değerlendirmeyeceğiz.
Bizim için asıl başarı, kongreden ayrılan her meslektaşımızın kendi klinik çalışmasına taşıyabileceği yeni bir bilgi, üzerinde düşüneceği yeni bir soru veya geliştirmek isteyeceği yeni bir araştırma düşüncesiyle ülkesine dönmesidir.
Farklı görüşlerin bulunmasından çekinmiyoruz. Bilimsel bir toplantının değeri, herkesin aynı düşünceyi paylaşmasında değil, farklı görüşlerin karşılıklı saygı içerisinde tartışılabilmesindedir.
Nöralterapinin uluslararası gelişiminin de ancak böyle mümkün olacağına inanıyoruz.
Geçmişte elde edilen klinik deneyimi korurken yeni bilimsel bulgulara açık olmalıyız. Bugün doğru kabul ettiğimiz bazı açıklamaların yarın değişebileceğini bilmek, bilime duyduğumuz güveni azaltmaz; aksine onu güçlendirir.
İstanbul 2027'yi bu anlayışın yaşatılacağı bir buluşma olarak görüyoruz.
Davetimiz
Değerli meslektaşlarımız, sevgili dostlarımız,
Sizleri 10 Haziran 2027 tarihindeki prekongre kurslarımıza ve 11–13 Haziran 2027 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştireceğimiz ortak kongre ve sempozyumumuza içtenlikle davet ediyoruz.
Klinik deneyimlerinizi, bilimsel çalışmalarınızı, araştırmalarınızı ve henüz yanıtını aradığınız sorularınızı bizimle paylaşın.
Nöralterapiye uzun yıllar emek vermiş deneyimli hekimlerimizi, üniversitelerde görev yapan akademisyenlerimizi, genç araştırmacılarımızı, diş hekimlerimizi ve regülasyon tıbbına bilimsel ilgi duyan tüm meslektaşlarımızı aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Bu buluşmada yalnızca konuşmacıları dinleyen katılımcılar değil, birbirinden öğrenen ve birlikte düşünen meslektaşlar olmak istiyoruz.
Geçmişin deneyimini bugünün bilimsel bilgisiyle buluşturalım. Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görelim. Birbirimizi dinleyelim, sorular soralım ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir bilimsel miras bırakmak için birlikte çalışalım.
İstanbul'un tarihî ve kültürel zenginliği içerisinde bilimsel dostluklarımızı güçlendireceğimiz, yeni düşüncelerle ayrılacağımız ve uzun yıllar hatırlayacağımız bir kongrede buluşmak dileğiyle.
Sizleri İstanbul'da karşılamaktan büyük mutluluk ve onur duyacağız.
Sevgi ve saygılarımızla,
KONGRE VE SEMPOZYUM BAŞKANLARI
Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul
V. Dünya Nöralterapi Kongresi Başkanı
IFMANT ve BNR Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Tamam
XI. Uluslararası Türkiye Nöralterapi Kongresi Başkanı
AATRF Başkanı ve BNR Başkan Yardımcısı
Prof. Dr. Murat Orak
XXII. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu Başkanı
BNR Yönetim Kurulu Üyesi
BNR ve KONGRE ONURSAL BAŞKANLARI
Prof. Dr. Lorenz Fischer
BNR Onursal Başkanı
IFMANT Bilimsel ve Etik Komisyon Üyesi
IFMANT 1. Başkan Yardımcısı
Dr. Hans Barop
BNR Onursal Başkanı
IFMANT Bilimsel ve Etik Komisyon Başkanı
KONGRE BİLİMSEL SEKRETERYASI
Prof. Dr. med. Laura Bibiana Pinilla Bonilla
IFMANT 3. Başkan Yardımcısı
IFMANT Bilimsel ve Etik Komisyon Üyesi
Dr. med. Dr. med. univ. Petja Piehler
IFMANT Başkan Yardımcısı
IFMANT Bilimsel ve Etik Komisyon Üyesi
Dr. Dt. Burak Büyüktürk
BNR Denetim Kurulu Başkanı
Uzm. Dr. Özden Sibel Odabaşı
BNR Yönetim Kurulu Yedek Üyesi
Elvan Ataç
BNR Yönetim Kurulu Sekreter
+90 543 938 26 00
elvanatac@naturelsaglik.com.tr
Kongre Kayıt Konaklama & Transfer
Meta Turizm
Okan Sezginel
+90 546 551 54 54
okansezginel@meta-turizm.com
Nurçin Çakmaklıoğlu
+90 533 660 43 51
nurcin@meta-turizm.com
IFMANT Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul’un Daveti
Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Dostlar,
Nöralterapi dünyası olarak bir kez daha İstanbul'da buluşuyoruz. 11–13 Haziran 2027 tarihlerinde gerçekleştireceğimiz V. Dünya Nöralterapi Kongresi, aynı zamanda XI. Uluslararası Türkiye Nöralterapi Kongresi ve XXII. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu olarak düzenlenecek.
Ben bu buluşmayı yalnızca yeni bir kongre olarak görmüyorum. Nöralterapinin geçmişten bugüne uzanan yolculuğuna baktığımızda, bugün sahip olduğumuz bilgi birikiminin tek bir kişinin, tek bir ülkenin ya da tek bir ekolün eseri olmadığını görürüz. Bu yol, farklı kuşakların gözlemleri, klinik deneyimleri, bilimsel sorgulamaları ve birbirlerine aktardıkları bilgilerle şekillenmiştir. Her kuşak bu yapıya bir taş koydu. Bugün bizim sorumluluğumuz, bu yapıyı daha ileriye taşımaktır.
Gözlemden Bilime Uzanan Bir Yol
Nöralterapinin düşünsel köklerine baktığımızda, G. Spiess'in lokal anesteziklerin yalnızca anestezi sağlamadığını, inflamasyon ve yara iyileşmesi üzerinde de etkiler oluşturabileceğine ilişkin erken klinik gözlemleriyle başlayan önemli bir çizgi görürüz.
Ardından Prof. Dr. Gustav Ricker, organizmadaki lokal bir olayın yalnızca bulunduğu dokuyla sınırlı olmadığını; sinir sistemi, özellikle de sempatik sinir sistemi üzerinden daha geniş biyolojik ilişkiler içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren Relationspathologie yaklaşımıyla bu gözlemlere yeni bir fizyopatolojik bakış kazandırdı.
Sonra Ferdinand ve Walter Huneke kardeşlerin klinik gözlemleri geldi. Onların prokain ile elde ettikleri beklenmedik uzak etkiler ve özellikle Ferdinand Huneke'nin daha sonra Sekundenphänomen olarak tanımladığı gözlem, Nöralterapinin gelişiminde belirleyici bir dönüm noktası oldu. Huneke kardeşlerin en önemli katkılarından biri, klinikte gözlemledikleri bir olgunun peşinden gitme cesaretleriydi.
Bilim çoğu zaman tam da böyle ilerler: önce dikkatli bir gözlem vardır. Sonra bir soru doğar. Ardından o soruyu açıklama çabası başlar.
Peter Dosch, daha sonraki yıllarda Huneke yaklaşımını sistematik hale getirerek klinik deneyimin öğretilebilir ve aktarılabilir bir Nöralterapi sistemine dönüşmesine önemli katkıda bulundu. Ancak Nöralterapinin gelişimi burada durmadı. Her yeni kuşak, kendinden önceki kuşağın bıraktığı sorulara yeni bilgilerle yaklaşmaya devam etti.
Herget ve Bergsmann: Nöralterapiden Regülasyon Tıbbına Açılan Perspektif
Benim kendi tıbbi ve bilimsel gelişimimde Prof. Dr. med. Dr. med. dent. Horst Ferdinand Herget ve Prim. Dr. Otto Bergsmann bu tarihsel aktarımın çok önemli iki halkasıdır.
Herget bana hastaya yalnızca ağrıyan bölgenin, organın ya da tanının içinden bakmamayı öğretti. Nöralterapiyi Manuel Tıp, ağrı tıbbı, bağırsak sistemi, bağ dokusu ve organizmanın fonksiyonel ilişkileriyle birlikte değerlendirmek gerektiğini ondan öğrendim.
Otto Bergsmann ise bu bakışa regülasyon fizyolojisinin derinliğini kattı. Organizma birbirinden bağımsız çalışan organların toplamı değildir. İnsan organizması sürekli iletişim kuran, birbirini etkileyen, adapte olan ve regülasyon kapasitesini korumaya çalışan dinamik bir biyolojik ağdır.
Bu bakış açısı, Nöralterapiyi yalnızca lokal anesteziklerle yapılan bir enjeksiyon tedavisinin çok ötesine taşır. Benim için Nöralterapi ile Regülasyon Tıbbının buluştuğu yer tam olarak burasıdır. Semptom önemlidir. Ama semptom tek başına bir hastalık değildir. Asıl soru, organizmanın neden artık yeterince regüle edemediğidir.
Birikim Yeni Kuşaklarla Devam Ediyor
Bu bilimsel miras bugün de yaşamaya devam ediyor. Nöralterapinin yaşayan duayenlerinden Dr. Hans Barop, uzun yıllara dayanan klinik deneyimi, sistematik yaklaşımı, eğitimi ve eserleriyle bu bilginin hekim kuşaklarına aktarılmasına çok önemli katkılarda bulunmuştur. Prof. Dr. Lorenz Fischer ise özellikle modern nörofizyoloji, otonom sinir sistemi, ağrı fizyolojisi, segmental ilişkiler ve bilimsel araştırmalar üzerinden Nöralterapinin akademik ve bilimsel temelinin güçlendirilmesine önemli katkılar sunmuştur.
Böyle baktığımızda, Nöralterapinin tarihini birbirinden bağımsız isimlerin sıralandığı bir tarih olarak görmüyorum. Ben onu bir bilgi aktarım zinciri olarak görüyorum.
Spiess'in gözlemleri... Ricker'in fizyopatolojik düşüncesi... Huneke kardeşlerin klinik keşifleri... Dosch'un sistemleştirme çabası... Herget ve Bergsmann'ın regülasyon perspektifi... Barop ve Fischer'in klinik, nörofizyolojik ve bilimsel katkıları... ve şimdi bu birikimi devralan yeni kuşaklar.
Nöralterapi tam da bu nedenle yaşayan bir tıp yaklaşımıdır. Çünkü yalnızca geçmişini korumuyor. Her kuşakta yeniden sorgulanıyor, yeniden araştırılıyor ve yeniden geliştiriliyor.
İstanbul 2027: Bu Birikimi Bir Sonraki Aşamaya Taşımak
V. Dünya Nöralterapi Kongresi'nin benim için en önemli amaçlarından biri, işte bu yaklaşık yüz yıllık klinik ve bilimsel birikimi bugünün bilgisiyle buluşturmak ve Nöralterapiyi bir sonraki bilimsel aşamaya taşımaktır.
Geçmişimizi romantikleştirmek istemiyoruz. Ama geçmişimizi de unutmak istemiyoruz. Çünkü nereden geldiğimizi bilmeden nereye gideceğimizi belirleyemeyiz. Gelenek bize köklerimizi verir. Bilim ise geleceğimizi. İstanbul'da ikisini bir araya getirmek istiyoruz.
Modern nörofizyolojiyi, otonom sinir sistemi araştırmalarını, bağ dokusu ve fasya bilimini, immünolojiyi, biyofiziği, ağrı tıbbını ve Regülasyon Tıbbını Nöralterapinin klinik deneyimiyle aynı bilimsel platformda buluşturmak istiyoruz. Ve bunu yalnızca geçmişte öğrendiklerimizi tekrar etmek için değil, henüz cevaplayamadığımız soruları birlikte sorabilmek için yapmak istiyoruz.
Farklılıklarımız Bizim Zenginliğimizdir
Bogotá Kongresi bize bir kez daha çok önemli bir şeyi gösterdi. Nöralterapi dünyanın farklı bölgelerinde aynı şekilde gelişmedi. Avrupa'nın yaklaşık 100 yıllık klinik deneyimi var. Latin Amerika, özellikle Kolombiya geleneği, insanı sistemik ve kompleks bir bütün olarak ele alan güçlü bir düşünsel yaklaşım geliştirdi. Kuzey Amerika farklı klinik ve bilimsel sorularla bu alana yeni bir dinamizm getiriyor. Asya ise insanı bütünlük içinde değerlendiren çok eski tıp geleneklerine sahip.
Bunların hiçbirini diğerinin karşısına koymak istemiyoruz. Farklılıklarımızı bir sorun olarak değil, bilimsel bir zenginlik olarak görüyoruz.
IFMANT'ın görevi de burada başlıyor. IFMANT'ın amacı dünyadaki Nöralterapiyi tek bir düşünceye indirgemek değildir. Görevimiz köprü kurmaktır. Ulusal dernekleri birbirine yaklaştırmak. Bilim insanlarını buluşturmak. Genç meslektaşlarımızın önünü açmak. Ortak araştırmaları desteklemek. Eğitim kalitesini ve hasta güvenliğini artırmak. Ve Nöralterapinin dünyada hak ettiği bilimsel ve akademik platformlarda yer almasını sağlamak.
Bogotá'dan İstanbul'a
Bogotá bizi bir araya getirdi. Şimdi İstanbul'da bu birlikteliği daha ileri taşımak istiyoruz.
Latin Amerika'dan Avrupa'ya, Kuzey Amerika'dan Asya'ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde Nöralterapiye emek veren meslektaşlarımızı; nöralterapistleri, hekimleri, diş hekimlerini, akademisyenleri, araştırmacıları ve Regülasyon Tıbbına ilgi duyan bütün meslektaşlarımızı İstanbul'a davet ediyorum.
Deneyiminizi getirin. Bilginizi getirin. Araştırmalarınızı getirin. Sorularınızı getirin. Eleştirilerinizi ve farklı düşüncelerinizi de paylaşın.
Çünkü bilim herkesin aynı şeyi söylemesiyle gelişmez. Bilim, insanların birbirlerini dinlemesi, soru sorması, gerektiğinde birbirlerine itiraz etmesi ve yine de aynı bilimsel masanın etrafında kalabilmesiyle gelişir.
Birbirimize omuz verelim. Birbirimizden öğrenelim. Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak kabul edelim. Ve Nöralterapiyi birlikte daha ileriye taşıyalım.
Geçmişten Geleceğe Ortak Bir Sorumluluk
Nöralterapi tek bir kişiye ait değildir. Tek bir ülkenin, tek bir derneğin, tek bir ekolün ya da tek bir kuşağın da değildir. Biz bu bilgiyi bizden önce gelenlerden aldık. Şimdi bizim görevimiz onu yalnızca korumak değil, sorgulamak, araştırmak, bilimsel olarak geliştirmek ve daha güçlü biçimde gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Bir kuşak gözlemler. Bir kuşak sorgular. Bir kuşak geliştirir. Bir kuşak aktarır. Ve sonra yeni bir kuşak gelir, aldığı bilginin üzerine yenisini ekler. Bilim böyle ilerler. Nöralterapi de böyle gelişti ve böyle gelişmeye devam edecektir.
Bu nedenle İstanbul 2027 benim için yalnızca bir Dünya Kongresi değildir. Bu kongre, Spiess'ten Ricker'e, Huneke kardeşlerden Dosch'a, Herget ve Bergsmann'dan Barop ve Fischer'e uzanan bilimsel ve klinik birikimin yeni kuşaklarla buluşacağı bir platformdur.
Geçmişe saygı duyarak ama geleceğe bakarak... Klinik deneyimi koruyarak ama bilimin sorularından kaçmadan... Farklılıklarımızı koruyarak ama ortak değerlerimizde birleşerek...
IFMANT çatısı altında birbirimizi aynılaştırmak için değil, birbirimizden öğrenerek birlikte gelişmek için buluşalım. 11–13 Haziran 2027'de İstanbul'da buluşalım. Bogotá'dan İstanbul'a uzanan bu bilimsel ve insani yolculuğu birlikte sürdürelim.
Nöralterapinin dünyada hak ettiği bilimsel değere, akademik görünürlüğe ve saygınlığa ulaşması için birlikte düşünelim, birlikte araştıralım, birlikte üretelim ve birlikte ilerleyelim.
Sizleri İstanbul'da karşılamaktan büyük mutluluk ve onur duyacağım.
Sevgi ve saygılarımla,
Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul
IFMANT Başkanı — International Federation of Medical Associations of Neural Therapy
BNR Başkanı — Bilimsel Nöralterapi ve Regülasyon Derneği



